Basın-Yayın

Published on Haziran 24th, 2021

0

Kurtuluş Belgeler 8. Kitabı çıktı! Kitaplar Avrupa Demokrat’ta

Kurtuluş Belgeler 8. Kitabı 572 sayfa olarak çıktı. “Kurtuluş Belgeler” ve “Sosyalist Ahlak Devrimci Tavır”, “Sosyalist İdeolojik Eğitim”, “Kurtuluş-Yazıları” olmak üzere PDF formattaki toplam 11 kitabın linkini aşağıda bulabilirsiniz.

Dün (23 Haziran) çıkan belge kitapların hepsine, bu linklere tıklayarak, isterseniz hemen okuyabilir ve indirerek, arşivinize alabilirsiniz. Devamının geleceği “Hazırlık Grubu” tarafından da açıklanan belgelerinin yenileri çıktıkça, buraya yüklemeye devam edeceğiz.

Avrupa Demokrat Gazetesi olarak, özellikle yazı kurulumuzun büyük çoğunluğu Kurtuluş geleneğinden gelmektedir. Bu nedenle, bu belgelere özel ilgimizin olduğu aşikardır. Ama bu ay birinci yılını dolduran ve büyük ilgiyle takip edilemeye devam edilen Avrupa Demokrat Gazetesi, internet sitesiyle ve facebook sayfasıyla, şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da tüm devrimci- demokrat, ilerici ve yurtsever çevrelere aynı mesafede durmaya devam edecek. Bu “sansüre inat” ve “sosyalist demokrasi” anlayışımızın olmazsa olmazıdır.

İyi okumalar…


23 Haziran’da çıkan Kurtuluş Belegeler-8 ile ilgili olarak “Sunuş” bölümünü aşağıda veriyoruz:

KURTULUŞ BELGELER 8. KİTAP

-SUNUŞ-

12 Mart süreci ortalarında “siyasal af” sonrasında cezaevlerinden çıkan devrimcilerin oluşturduğu gruplar, ana damarlar etrafından bir araya gelmeye başlamıştı. Yeni sosyalist örgütlenmeler de bu dönemde kendilerini yeniden üretmek amacıyla yeniden aktive oldular. KURTULUŞ Hareketi de bu koşullarda kendini var etmeye çalıştı.

BELGELER kitap dizisi, ağırlıklı olarak, başlangıçta Kurtuluş Hareketi olarak adlandırılan bir yapı içerisinde ortaklaşan, ağırlığı THKP-C olmakla birlikte farklı geleneklerden gelen komünistlerin de yer alarak oluşturduğu bir platform olarak ortaya çıktı.

Biraraya gelişte, en azından geçmişin değerlendirilmesi, Kemalizme yaklaşım, Kürt sorunu gibi bazı temel konularda kabaca bir ortaklık sağlansa da 1978 Haziran’ında, (daha sonra Tekoşin adlı dergiyle de anılacak olan) Seyfi CENGİZ’in Kurtuluş’tan ayrılması; ve hemen bir yıl sonra 1979 Ağustos ayında Bodrum’da yapılan “Birinci Konferans”da da Öncü İşçi grubuyla birlikte Kurtuluş oluşumuna katılan Doğan TARKAN yoldaşımızla “sınıfın örgütlenmesi”ne ilişkin tartışmaların, 12 Eylül sonrası ortaya çıkan yeni tartışma konularıyla daha da derinleşerek ayrılığa kadar gitmesi; yine bu tartışmalar içerisinde ortaya çıkan farklılıkların kaşına kaşına kısa bir süre sonra İsmet Öztürk’ün (Çörtük İsmet’in) ayrılmasına kadar varan yaraya dönüşmesi zeminimizi haylice demoralize etmişti. Denebilir ki, 12 Eylül’den hemen sonra “önder” kadroların hemen hepsinin cezaevine girmesiyle de, Kurtuluş, içine girdiği bu ciddi bunalımlardan artık hiç kurtulamadı. Onu diğer siyasal yapalılardan ayıran çizgiler silikleşerek kaybedilirken, örgütlenmesi de nicelik ve nitelik olarak bütün iddialarını yitirmeye başladı.

Sözünü ettiğimiz iki konu da Kurtuluş bileşenleri açısından önemliydi. Ve tarihimiz değerlendirilirken bu ayrılıkların oluşum koşullarına, nedenlerine, tartışma konuları ve ileri sürülen tezlere, bu süreçte sergilenen siyasal davranış biçimlerine daha yakından mercek tutmak zorunluluktur. Bu sorunların yaşandığı an’da bu iç sorunlara “birlik” doğrultusunda bakmak yerine, sorunları aşabilmek için arınmayı temel alan bir sürece girildi. Bu nedenle bu ayrışmalarda gerçekleştirilen tartışmalara ilişkin belgelerin ayrıntılı olarak yayınlanabilmesi, bugüne ışık tutması açısından önemlidir. Dönemi itibarıyla içimizdeki farklılıkları sağduyuyla tartışma yeterneklerimizi haylice kaybatteğimiz için, giderek demokratik merkeziyetçilik içinde kalmak yerine, ilke parçalanarak demokrasi ile merkeziyet kutupları arasında sürekli yalypalayan bir tutum sergilenmeye başladı.

Sadece başarılar üzerinden oluşturulmaya çalışıldığı zaman, tarihin “tarih” olarak üretilmesi ve aktarılması olanaksızdır. Buradan çoıkacak şey, kavranılmamış bir geçmişi metafizik etkilerle açıklamaya yöneliktir ki bu düşünme halinin varacağı en kaliteli gelişim noktası “mitoloji”dir. Tarih yazan liderlerin yetenekleri öylesine abartılır ki, böylesi bir emek hırsızlığına dayanan gelişimler, ona bedel ödeyenlerden çalınarak, her türden zafer, masal kahramanlığına düşülen “önderlik” kavramlarıyla yaratılmaya başlar. Somünizmin ruhuna ters olan tezler üretilmeye başlar: Madde-bilinç diyalektik ilişkisini, yani düşüncenin ancak onun maddi temeli olan sosyal pratik içerisinden üretilebileceğine yönelik tezler kısa zamanda unutularak Kolektif üretim yerine önderlere doğru otoritenin hızla tekleşmeye yöneldiğini görürüz.

«««

Bu kitap dizisi, bu sürecin başlangıcında biraraya gelerek, birlikte üreten ama sürecin bir aşamasında, birbirinden ayrılan, parçalanan politik hareketlerin ayrılık belgelerini ve tartışmalarını aktarmak istemektedir. Eğer geleceğe yönelik ideallerimizi bütünüyle terketmediysek, yenilgimizi sağlam kaynaklarla ve doğru yöntemlerle yeniden yeniden tartışmak, değerlendirmek ve çözümlemek zorundayız. Bu nedenle, elimizden geldiğince dönemi anlatan belgeleri ve elbette belli sınırlar içerisinde aktarmaktayız. Ama bunu yaparken, ayrılıkların gerçekleştiği tarihlerde yazılı belgelerine sahip olmadığımız süreçleri, aktarmak zorunda kaldığımızda da, bunu olabildiğince tarafsız bir perspektifle sunabilmek için büyük titizlik gösterdik.

Özellikle 80’li yılların ilk yarısında, ağırlaşan illegalite koşullarında örgütlerin birbirleriyle iletişim olanakları neredeyse toptan kaldırıldığı için, söz konusu dönemin tarihini taşıyan belgelere ulaşmak mümkün olmadı. Bu nedenle, örneğin bu kitapta yer verdiğimiz Seyfi Cengiz’e ilişkin açıklamaları, daha sonraki yılların tarihini taşıyan, bilgilendirme amaçlı yazılara dayanarak sunmaya çalıştık. Bu konuda “zaman”ın hafıza üzerindeki yıpratıcı etkisini düşünerek ve sadece bu konumdaki yoldaşların ayrılığına ilişkin her bilgilendirmenin kaçınılmaz olarak (zamanın hafızada yıpratıcı etkisini de hesaba katarak) sübjektivizme bulanacağını bildiğimiz için, günümüzde aktarılan kişisel yorumların gerçeklikten az da olsa uzaklaşabileceği gerçeğini görüp, bu tür bir etkinin bilginin oluşumunda yaratabileceği mahzuru ortadan kaldırmak için, böyle durumlarda,  çok sayıda “zaman tanığı”nın “yazılı söylemleri”ni aktardık. 

12 Eylül koşullarında, yani dayanışmaya en fazla gereksinim duyacağımız bir baskı döneminde “12 Eylül Hizbini Mahkum Edelim” yazısıyla kendini açığa vuran çizgi, devrimcileri bekleyen yeni dönemin eskisinden farklı olarak dayanışma duygusunu kaybetmiş olmasıyla açıklanabilir “yeni” bir geleneğe dönüştüğünü sergilemeye başladı. Başlangıcı itibarıyla birlikteliği içeren bu yürüyüş, atılmalar-ayrılmalar-bölünmeler süreçlerini de “başlangıç” düşünceleri merceğine vurarak tanımlamış ve tartışmıştı. Giderek her ayrılık, kendisini ötekinden farklılaştıran ince damarları yakalayıp, besleyerek kendi varlığını geliştirdi. Sol, kendini oluşturan önemli değerlerinden ne yazık ki koptu.

O halde bunca ayrılığa neden olmuş bir politiğin düşünsel genetiğinin bulunup irdelenmesi gerekir. Bu nedenle Kuruluş aşamasında yer alıp daha sonra ayrılan yoldaşlarımızın içinde yürüdükleri politik zemini, en azından başlangıç yılları itibarıyla tartışmalarını da inceleyip irdeleyerek tanımak gerekir diye düşünüyoruz.

“Öndeki arabanın devrilmesini bir uyarı olarak değerlendirerebilen arkadaki araba, devrilmeden gidebileceği yolu seçebilme” yeteneğine sahip olabilirdi. Belki de öndeki arabada yer alan Seyfi Cengiz saflarımızdan ayrılan ilk ve son kişi olurdu. Kurtuluş’tan ayrıldıktan sonra da, farklı bileşimler içerisinde devrimci mücadelesini sürdüren Seyfi Cengiz yoldaş örneği, belki de “12 Eylül Hizbini Mahkûm Edelim” yazısında kendini hafifletilmiş haliyle “egemen ulus şovenizmden etkilenme” olarak haylice hafifletilerek tanımlanan hallerin de ilk habercisi olabilirdi. Ulusal sorunda attığı adımlarla övünmeyi bir alışkanlık haline getirmiş olan Kurtuluş’un bağrından doğan ilk ayrılığın Kürt yoldaşlardan başlaması, belki egemen ulus refleksini araştırılarımıza da yardımcı olabilir.

Kadın Sorunu’na yaklaşımını Öcalan’ın “Erkeği Öldürmek” sözüyle özetyebilecek bir düzeye çeken ve bu konuda da haklı olarak konunun açılımı konusunda ciddi (ve elbette tartışmalı) süreçleri göze almış olan Kurtuluş örgütümüzden kadına yaklaşımın burjuva ölçekleriyle de uyuşmazlık içeren en geri yaklaşımlarla intihara vardıran başkaldırısını doğru değerlendirebilseydik, belki de 2007 yılında içimizde en kötü biçimiyle yaşanan ve ciddi hiçbir şey üretemeyerek bir partinin yeniden bölünmesine neden olan taciz krizini, bugüne ve yarınlara örnek olabilecek “kadın sorununu ele alışta gösterdiği ciddiyetle” haklı bir değere sahip olmamız mümkün olabilirdi. 

Bu nedenle doğrudan olmasa da yazılı belgelerden KURTULUŞ kuruluş yılları içindeki belgelenmiş tartışmaları doyurucu bir içerikle ve belgeye dayalı olarak aktarmanın okurlar için yararlı olacağını düşünerek, bugün ayrık gibi görünebilen bazı isimleri de çalışmamız içine katmayı doğru bulduk. Doğal olarak söz konusu süreçlere ilişkin belge bulmak en azından şimdilik bizim olanaklarımızın dışında idi. Bu nedenle, bu türden zorunlu olarak başvurulabilecek gereksinimlerde, olabildiğince fazla sayıda zaman tanığına başvurarak belki kanaat oluşturmak mümkün olabilir.

Elinizdeki bu kitapta, kısacık tarihimizdeki ilk kopuş/koparılış olan Seyfi CENGİZ için böylesi karma bir yönteme başvurarak sürecin aydınlanmasına yardımcı olmaları için sürecin içinde yer alan arkadaşlarımızın sonraki yıllarda aktardıkları bilgileri bir araya toplayarak büyük fotoğrafın görünmesine yardımcı olmaya çalıştık.

«««

Belgelere tarih koymak, isim yazmak gibi alışkanlıklarımız (!) ne yazık ki bu çabamızın önünde dikilen en önemli sıkıntı idi. Bu nedenle yazıların yerleştirilmesinde ciddi sorunlar olabilmektedir. Bu sorunu, elimizdeki yazıların tamamı yayınlandıktan hemen sonra hazırlayıp aktaracağımız ek bir “arama” kitapçığı ile çözerek belge araştırmasını kolaylaştıracağız. Yayınlanmış olan bütün belgeleri başlık, konu, yazar adı, tarih, kurum, belge niteliği gibi bilgilere göre tasnif ederek ek bir kitapta toparlayacağız. Böylece herhangi bir belge arandığında, yayınlanacak olan bu Belgeler-Yazılar Kataloğu ile ulaşılabilecektir.

Bu çabaya değerli okurlarımız/yoldaşlarımız da katkıda bulunabilirler. Böylece bir avuç insanın emek verdiği bu yayın çalışması daha nitelikli, daha doyurucu ve zengin bir üretim alanı haline getirilebilir. Elinize geçen kitaplarda, tarih ya da yazar ya da benzeri kimlik bilgisini taşımayan yazılardan tanıdıklarınıza ilişkin iletebileceğiniz bilgilerle, herhangi bir isimsiz ve tarihsiz yazıyı maha ve zamana kavuşturarak kimliğine kavuşturup, o tarihin yaşamıyla buluşturarak anlamlı hale getirebilirsiniz. Bu çalışmaya yoldaşlarımızın sunacağı katkı, arşivimizi gerçekten daha değerli kılacaktır.

«««

O halde, özetlersek, yukarıda anlatmaya çalıştığımız sorunların çözümlerine ortak olmanız dileğiyle yoldaşlarımızdan birkaç yardım daha isteyeceğiz:

1) Dönemin gereği olarak kod isimlerle yazılmak zorunda kalınan belgelerdeki imzaların arkasındaki isimler artık açıklanmalıdır. Bunu bir liste haline getirip sıkça yayınlayacağız ki, böylece isimleri kontrol eden yoldaşlarımız yanlış kayıtları düzeltsin, eksik kayıtları tamamlasın. İsimlerin deşifre edilmesinin bütünü yargıdan geçmiş, zaman aşımına uğramıştır. Günümüzde geçmişteki eylemleri nedeniyle yeni hukuki sorumluluklar yüklenmesi mümkün değildir. Ama biliyoruz ki isimlerin bilinmesi, imza sahibinin bilebileceğimiz diğer düşünceleriyle de bağlantısı kurularak, düşüncelerin daha boyutlu kavramasına yardımcı olacaktır. Bunun için tereddüde gerek yoktur yoldaşlar.

2) İkincisi, yayınlanan yazıların tarihlerinde ya da yazarında belirsizlik olanların tamamlanmasına lütfen yardımcı olun. Bu tür katkılarınızı E-mail adresimize ( aycicek@gmx.net ) ya da Facebook, WhatsApp gibi kaynaklar üzerinden göndermek bile mümkündür.

3) Mücadele tarihimizde kaybettiğimiz yoldaşlarımıza ilişkin anılarınızı, değerlendirmelerinizi, bilgilerinizi aktararak hazırlanmakta olan “KURTULUŞ Albümü”ne lütfen katkınızı sunun. Bu katkıları Albümde (eğer farklı bir talep yoksa) aktaranların isimleriyle yayınlayacağız.

«««

KURTULUŞ ALBÜMÜ çalışmasının önemini anlatmak için, Belgeler 7. Kitap’da Adil Güneşer yoldaşımız için yazdığımız yazıdan dolayı kardeşi Gülbahar Güneşer’in gönderdiği duygu dolu mesajı bize neyi nasıl yapmamız gerektiğinin yolunu gayet açık göstermektedir. Yoldaşlarımızı bedensel yaşamlarından sonra da yaşatmaya çalışmak, devrim bilincini, devrimin sürekliliğini, devrimin yenilmezliğinin yolunu açık olarak göstermektedir: Bu mücadeleye emek vermiş yoldaşlarımızın bütününü “içimizden birileri” olarak anılarıyla yaşatmak, insanlığa yönelik muhteşem güzellikteki duygu ve düşüncelerimizi insana, insan emeğine, insanın sunduğu bedele vereceğimiz büyük önemle yaşatabiliriz.

Bu tarihi elbette hep birlikte yarattık. O halde bu tarihe sahip çıkmak da birlikte olacaktır. Bir resim, bir anı, bir iki satır, insanlığa adanmış bir tarihin inşaat iççilerinin isimlerini ölümsüzleştirecektir.

«««

Evet, tarihi aktarmaktaki amacımız elbette gelecekten umutlarını kesen yaşlılık psikolojisinin geçmişe sarılarak kendini yaşatma çabası olamaz.

Geçmişi yeniden tartışmak gerekiyor elbette. Çünkü bugün, örneğin Birinci Dünya Savaşını bir Sırplı’nın Avusturya tahtının veliahtını öldürmesi gerekçesine bağlayarak anlatma saçmalığını yaşatanların zihinsel özürlü olduğunu iddia etmemize yetecek kadar fazla bilgimiz var o tarihin gerçekliği üzerine. Ama bu çabanın başarısı için ön koşul, maddi yaşamda egemen düşünme ve davranış biçimlerini ve bunları üreten değiştiren ya da yok eden, değişime ilişkin yasalar içerisinde kalmamız; tarihsel dönemleri kendi koşulları içinde tanımlayarak dönemin iç ve dış çelişkilerini-çatışmalarını saptamaya çalışmak, tarihsel analizlerimizin, yorumlarımızın daha objektif olmasına elbette büyük katkı sunacaktır.

Bu sadece bir “istek” olarak bırakılarak gerçekleştirilemez. Düşünme sistemimizi değiştirmek; topluma ve düşünceye yaklaşımımızı diyalektik ve tarihsel materyalizme dayalı maddenin ve hareketin değişim yasalarıyla donatmak gerekmektedir. Bunun da, kendisine, var olan her şeyi sorgulayan (ama septisizmden tamamen uzak bir yaklaşım içerisinde yer alarak) bir yaklaşımı temel alan bir düşünce sistemiyle bir eğitim gerektirdiğini bilmekteyiz.

Kendimizi ne kadar çok eğitirsek, kendimizle birlikte dışımızdaki dünyanın hareket ve değişim süreçlerini de o kadar iyi kavrayabiliriz. Ama gerçeğe ulaşabilmek için ön şart, “gerçeği arama isteği”ni zihnimizin enerji kaynağı olarak kullanmalıyız. 

G.Massey’in dediği gibi: “Gerçeği bilmeniz gerekiyor; gerçeği aramanız gerekiyor. Gerçek sizi özgür kılacak. Gerçeği ‘otorite’ olarak kabul etmek yerine, otoriteyi gerçeak olarak kabul edenler için bu çok zor! ” Çünkü biliyoruz ki sadece siyasette değil bilimde de otoriteye tam biat, gerçeği görmeye çalışan gözlerimizin önündeki kapkara gözbağıdır.  

O halde, tarihi de bir bilim gibi okumak gerekiyor. Biliyoruz bütün bilimler, “ne oluyor?” sorusu üzerine değil, neden oluyor sorusu temelinde inşa edilir.

«««

Son not:

Hadi, daha fazla katkı sunacağınıza duyduğumuz inançla, Çalışma Grubu’muz da sizi bir müjde ile sevindirsin:

Ali Kemal İPEK yoldaşın kısa bir süre önce arşivinden aktardığı KURTULUŞ SOSYALİST DERGİ’nin bütün sayıları çok net bir pdf format olarak sizlere iletilecektir. Ayrıca Avrupa’da yayınlanan SOSYALİST İŞÇİ, KURTULUŞ-TKKKÖ Merkez Yayın Organı gibi yayınlar da daha ileri günlerde yine pdf format olarak hazırlanarak aktarılacaktır.

Eh, görüldüğü gibi işimiz haylice çok. Ve bunu dün olduğu gibi bugün de ancak sizlerin destekleriyle gerçekleştirebiliriz. O zaman, “Haydi, İşbaşına!”  Saygılarımızla.

ÇALIŞMA GRUBU adına,

İ.Metin AYÇİÇEK  


8. Kitabın “İçindekiler” bölümünü aşağıda veriyoruz:

İÇİNDEKİLER

«Sunuş ve G.GÜNEŞER’den selamlama! 5
« Yöntem ve “Bazı Yanlış Eğilimler” Üzerine. Ocak 1983. 13
« Merkeziyetçilik ve Demokrasi Sorunu. 1983.    29
« Kurtuluş Örgütü Tektir Parçalamaya Kimsenin Gücü Yetmeyecektir! Cafer Kamil. Aralık. 1983 57
« Komünistlerin Birliği 124. Recep Gökırmak. Mart 1984. 124
« Reddetmemiz Gereken Miras. Behçet Toprak. Sosyalist Tartışma. Sayı 1. Haziran 1985. 177
« “Reddetmemiz Gereken Miras” ve “Sahip Çıkmamız Gereken Miras” R. Kasım. Sosyalist Tartışma. Sayı 3. Mayıs 1986. 228
« Leninist Partinin Siyasal Temelleri. L.Karadeniz. Sosyalist Tartışma. Sayı 2. Aralık 1985. 256
« Örgütlenme Sorunu Üzerine Notlar. Recep Gökırmak. Sosyalist Tartışma. Sayı 1. Haziran 1985. 280
« Sorun, Kurtuluş Örgütü’nün Sorunudur. R. Kasım.  327
« Tüm Yoldaşlara Açık Mektup. Sosyalist İşçi İç Bülteni. Sayı 5. Aralık 1988. Seyfi Cengiz, E.Cansever, Y.Aras, R.Gökırmak, L.Karadeniz, Cevdet Harman, R.Kasım. Sosyalist İşçi İç Bülteni. Sayı 5.Aralık 1988. 344
KURTULUŞ’DA İLK AYRILIK (Seyfi CENGİZ) ÜZERİNE  
« Sunuş ve yazışmalar. 351
« Seyfi Cengiz Kendini Şöyle Tanıtır. H.AKAR. Dersim Civarik. 360
« Seyfi Cengiz’le Söyleşi. Y.Kersan 362
« Kürt Sosyalistleri İçinde Kırmanc Ayrışması. (Seyfi Cengiz’in Bir Portresi.) Hüseyin Aygün. 16 Kasım 2020. 364
« Geçmişe Dair. Seyfi Cengiz. Mayıs 2016. 375
« Ulusal Sorun Ve Komünıstler. Seyfi Cengiz. Nisan 2018 375
«Tekoşin Gerçeği.  Piro Zarik. Rasti Dergisi.     467
« Erkeği Öldürmek (Abdullah Öcalan Ne Diyor?) Nisan 1997. Mahir Sayın. Nisan 1997. 474
« “Kurtuluş Kendini Anlatıyor”da S.Cengiz ve Ayrılık Üzerine. 476
EK BELGESEL KAYNAKLAR  
« 12 Mart Muhtıra Darbesi’nden hemen sonra Dev-Genç’in yayınladığı bildiri.    516
« THKP-C Tüzüğü 519
«THKP-C 1 Nolu Bildiri: İhtilalin Yolu. 522
« Kars’ta Devrimci Bir Gazete: KURTULUŞ / “Zafer Ezilen Ulusların Olacaktır !” Yıl 1. Sayı:1.  17 Temmuz 1978. 527
« İrfan CÜRE: M.Sayın’ın “Reel Politiğe ve Nesne Olmaya Hayır! Kurtuluş Kollektif Bir Öznedir! Yeniden Bir Durum Değerlendirmesi” Yazısına eleştirel bir Mektup. 31 Ekim 2008. 531  
« Kurtuluş Hareketi Kronolojisi (Yenilendi.) 535
« “Kurtuluş Belgeleri” Kitap Dizisinde Yayınlanan Belgeler. 550
« Dipnotlar 562

İletişim:
aycicek@gmx.net
(e-mail adresinizi iletirseniz kitaplar gönderilebilir.)
https://www.avrupademokrat.com/
(Gazeteden, doğrudan pdf format olarak indirebilirsiniz.)
İsmail Yıldırım: (+ 90) 0532 163 05 27
Basılı kitap olarak isteyenler bu telefona bildirebilirler.)













Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑