Yazarlar

Published on Haziran 19th, 2020 | by AD 1

0

Yürüyüşün engellenmesi, faşizmin kurumsallaştığının ifadesidir – Resul Erenler


Demokratik bir hak olan yürüyüşün engellenmesi, faşizmin kurumsallaştığının ifadesidir… 

HDP’nin başlattığı “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” nü engellemek tek kelimeyle hak ihlalidir. Her şeyin polis şiddetiyle hal edildiği, en barışçıl eylem ve hak talebinin şiddetle bastırıldığı veya bastırılmaya çalışıldığı bir dönemde geçiyor ülke. Halkların en barışçıl eylem ve en masumane talebine bu denli bir şiddetle karşı konuluyor ve tahammül edilmiyorsa, o ülkede faşizmin ciddi manda kurumsallaştığından söz edebiliriz.  HDP’nin başlattığı “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü”ne, kitlelerin katılımının engellenmesi ve geçecekleri il ve ilçelerde adeta bir o hal uygulaması yapmak dipte gelişecek devrimci bir dalganın yolunun açılmasından korktukları içindir. Gerçekten devrimci bir dalganın oluşmasında CHP’side korkar. Onun için  uzak durmayı tercih ediyor. Geçmiş mazısı pek temiz olmayan bir parti de ondan…

Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türkiye, uluslar arası insan hak ve özgürlükleri konusunda Ortadoğunun en gerici ve çağdışı yöntemlerle yönetilen, ülkeler kategorisine doğru hızla yol almaktadır. 

Mevcut iktidar ve ortağı; tekçi ve Irkçı bir yaklaşımla, farklı etnik ve inançsal kesimleri baskı altında tutarak, hayalindeki gerici, şeri devletin hızla kurumsallaşması için her yola baş vurmakta geri durmuyorlar. Arzuladıkları bu gerici çağdışı yönetim biçiminin, hayat bulması için okuyan insan değil, cahil bıraktırılan bir topluma ihtiyaçları var. Bunun farkındalar. Bugün bu insan tipinin yaratılması için ellerinde gelen her şeyi yaptılar ve yapmaktalar. Dini eğitim vb alanlara daha çok bütçe ayılmalarının (diyanet gibi) altında yatan gerçekte budur.   

Bu ülkede, evrensel hukuk ilkeleri, uluslararası mevzuat görmezden geliniyor, insan hak ve özgürlükleri hiçe sayılıyor. Bu uygulamalara karşı kitlelerin ezici bir çoğunluğu sesizliğini koruyor.  Sesini çıkaranlara her tür şiddet, baskı ve “terörle” ilişkilendirilerek marjinalleştirilmek isteniyor. 

Bugün, insani taleplerin şiddetle bastırıldığı, hukuksuzluğun geleneksel bir hal aldığı Türkiye’de, toplumsal hak taleplerinin desteklenmesi ve bu konunda herkesin, üzerine düşeni yapması kaçınılmaz bir gerçek. Tersi yaklaşımlar faşizmin kurumsallaşmasına bilerek yada bilmeyerek yardımcı olmaktır. 

“Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” yapan HDP, yalnız kendileri için demokrasi ve özgürlük talebi peşinde değil. Toplumsal bir talep etrafında kitlelerin dayanışmasını sağlamak içindir. Ve, Türkiye halklarının ortak bir talebidir bu. Bu eylem karşısında sesiz kalanların, bana değmeyen yılan bin yaşasın mantığıyla hareket edenlerin her tür kötülüğün, melanetin bilerek yada bilmeyerek şu veya bu ölçüde suç ortağıdırlar.  

Türk Anayasasının, herkese silahsız, saldırısız; toplantı, gösteri ve yürüyüşü düzenleme hakkı tanımış olmasına rağmen, Kürtler ve onların temsilciler (HDP) bunun dışında görülüyor. Ve en ufak hak, özgürlük ve demokrasi talepleri ırkçı, kafatasçı iktidarın baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Eğer demokrasi ve özgürlüklerin kazanılmasında samimiyse CHP’si bu yürüyüşe destek vermeli ve tabanını sokağa çağırmalıdır. 2017’de İstanbul’da son bulan bir yürüyüş (adalet yürüyüşü) gerçekleştirdi Kemal Kılıçdaroğlu. Kürtler kendilerine destek verdiler her ne kadar onlar istememiş olsalar da. Çünkü Kürtlerle yan yana görünmekten korkuyorlar. Korkunu ecele faydası yok: Ya HDP’nin bu haklı ve herkesi ilgilendiren, herkesin ortak talebi olan bu eylemi desteklersiniz, yada her zaman olduğu gibi Recebin ekmeğine yağ sürersiniz. 


Resul Erenler – 19 Haziran 2020

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑