Yazarlar

Published on Ekim 10th, 2020

0

Sevgiye zaman yok mu? – Erdal Boyoğlu

Devrimciler sosyalistler sevgiye izin vermez mi? Emek mücadelesinde ayak bağı mıdır? İkili ilişkilere neden sonuç ilişkisi mi? 

Bu konunun açılımını yapmak istiyorum.  

Yaşam satrancında kurallar, hatalar geri alınmaz, tüm hamleler sonrakini bağlar. Sondan başa doğru bakıldığında hatalar daha iyi görülür. Tabii ki geç kalınmış hamle olabilir.  

İşte bu nedenle “AN” çok önemlidir: Rehavete, tembelliğe hamle sürecine, “sonra da yapsam olur ya da sonra arasam da olur”a sahip çıkmaz, izin vermez. Bu sebeple, bu süreç sevgi ile örülür. 

İnsana dair neyi eksik bırakırsak bırakalım, uzakta yerlerde günün birinde kötü bir habere ya ilgisizliğe, ya da bir yanlışa, sebep olacakmışız gibi “dikkat” etmek durumundayız. En azından, önlemek için yaşanan an’ın sürece dair bağlantısını iyi kurmak gerekir. Ve ilişki durumunu yaratır.  

Yaşanan an’lar, yaşanan süreçler sevgi ile örülür ve özneler sevgi yüklü olmanın karşılığını alır.  

Aynı özneler sevgiyle biribirini anlayabilir. Ancak çatışkı durumlarında tartışmanın ve kavganın sebepleri anlaşılmalıdır. Karşılıklı duyarlılık, karşılıklı sohbet elzemdir.  

Sevgi paylaşıldıkça insanı sevecen yapar, anlaşılır olmanın mutluluğundan haz alır.  

Sevgi, verme yüceliği, alma ayrıcalığıdır; tek bedende çoğalmadır. İnsana dair güzellikleri bulup çıkarmadır. Gerek ikili gerekse toplumsal ilişki de emek harcayarak değiştirmeye dönüştürmeye çalışan insan, sevginin sebepleri ile tanışır, büyütür ve karşılık bulur.  

Sevgi karşılıklı emek ister, emeksiz olmaz.  

Hoşlanan kadın ya da erkek olabilir ya da sadece beğenebilir ama bu sevgi olmaz. Sevgiye götüren adımlara sadece başlangıç olabilir.  

Sevginin kendisi bazen olmayan pek çok şeyle bağlantılıdır.  

Gerçek sevgiye yabancı olmak durumunda her hangi bir samimiyet ve içtenlik paylaşımı da yaşanmaz. Cinsel dürtü ile birliktelik ve sıradan hoşlanma sonucu aynı yatağı paylaşmak sevgi değildir.  

Sevgi deyimlerden, şiirlerden, paradan  beslenerek gelişmez, nam, ün, şöhret kariyer mevki değil-dir.Sömürge dugularla  bir tür etkilenme biçimleri duygu  yoğunlaşması yaratmaz. Olsa olsa kısa bir heyecanlanma serüveni olur. Bu tür davranış türleri ve beklentileri kirlenmiş-kirletilmiş duygulardır.  

Gerçekci olmayan sevgi ölü sevgidir.   

Neden- sonuç ilişkisi gelişmelerde tayin edici rol oynar. 

Bu nedenle ” olmuş olan her şey, olması gereken şeydir” Sevginin karşılıklı paylaşımı örgüsü bilerek ve isteyerek atılan ilmikler toplamıdır.  

Hoşlanma ve beğenme duyguları sevgiye, sevgiden yana ilişkiye ve aşka evrilen bilinçli davranış, yoğun emekle örülebilir ve aşka yönelik karşılık bulursa bu gerçek sevgi olabilir. Yoksa emeğin/üretkenliğin rolünü yadsıyan “yıldırım aşk” gibi anlayış kısa sürede yıldırım çarpmış aşk diye açıklanıyor. Bu “yıldırım aşk” tarifi nasıl bir menem bir şey ki böyle açıklanabiliniyor? 

Her şart altında gerçek olan bir şey varki oda “sevgi emektir sözü önemlidir. Bazen duygudan, doğallıktan, arındırılmış bir anlayışta olabilmektedir. 

Emek tembeli olanlar sevgi tembeli de olurlar. 

Önemli olan sevgi dağarcığında çoğalan emek duygusunu beslemektir. Önemli olan sevgi gizindeki duyguyu bulup çıkarabilmektir, sergileyebilmektir. 

Çünkü paylaştığınız oranda çoğalmaktır sözü çok somuttur. 

Sevgiyi iki kişi arasında karşılıklı paylaşım duygusu, yaşanan özgürlük olarak düşünsek bile kuralsız olmayan ama kuralları kendi yaşamlarında uygulamadır diye düşünebiliriz. 

Sevgi paylaşımının kendine has, öznel yanları vardır.  

Yaşamın tüm ayrıntılarında olduğu gibi bazen hastalıklı hantal ve suni nefesler gibi mekanik eyleme yol alabiliyor. Tabi ki bu davranışlar sevginin beslenme kanallarını tıkar ve sevgiye dair yeşeren ilişkiyi öldürür.  

Cinsellik üzerine düzenlenen kurgular ve anlayışlar olumsuzluktur. Yaşamda, kadın veya erkek asla parayla ya da başka toplumsal güç aracıyla satın alınacak bir şey olmamalıdır.  

Önemli olan kendini gerçek bir sevgiden başka bir şeye âlet etmemektir.  

Toplum tarafından oluşturulmuş tabular ya da biat kültürü ölçü değil-dir sevgiye. Bildiğimiz bildik ilişkilerin bir başka tekrarıdır. Tabular, biat kültürü özgür iradeyi ve erdemli olmayı, engeller. Saptanan sınırlar çercevesinde ilişkiler elbette güzelliklerde barındırır yaşama şansı da bulabilir. Ancak bu azla yetinme malul bir güzelliktir. 

Neden sonuç ilişkisi gelişmelerde tayin edici rol oynar. Sevginin dilini anlamak önemlidir.  

Bu nedenle ” olmuş olan her şey, olması gereken şeydir” Sevginin karşılıklı paylaşımı örgüsü bilerek ve isteyerek atılan ilmikler toplamıdır. 

Karşılıklı sevginin olmadığı yerde, işlerin sıraya sokulması, eşit şartlarda iş paylaşımını da geliştirmez . 

Sevgi tanımlanamaz ancak duyumsanır, hissedilir.  

Sevgi deyimlerden ya da şiirlerden beslenerek gelişmez. Bunlarla hiç bir şey olmaz. Duygu yoğunlaşması yaşanmadan hissedilen bir yürek çarpıntısı yoksa sevgili birikimi yaşanmaz. Sevgi olmadan karşılıklı sevgiyi yaşamanın olanağı var mı?  

Sevgi, para,ün, şöhret, kariyer değil-dir. Duygu sömürüsü değil. sömürme gibi tutkularla kirlenmiş-kirletilmiş duygu hiç değil.  Paylaşılmayan sevgi ölüdür.  

Sevginin emsalsiz olan duygu ayrıcalığı vardır.  

Çünkü paylaştığımız ortaklaştırdığımız zamanın karşılığı olduğu gibi duyguyu sevgi haline getirinceye kadar verdiğimiz emeği yoğurmakdır. İnsanı insana yakınlaştıran paylaşım emektir, bilgidir, saygıdır. Yoksa tahammülsüz olan cinayetler alıp başını gider. Ki son yıllarda ortaya çıkan cinayetlerde ki artışta daha açık görülmektedir. Dolayısıyla sevginin dili serüvenle başlayacak bir duygu değildir.   

Sevgi eşit düzeyde, eşit göz hizasında karşılıklı paylaşıma dayanır. Sevgi bencillikten arınmış duygudur. 

Aristoteles şöyle tanımlıyor sevgiyi. Eros, Flia ve Agepe’nin birbirini tamamlayan üçlü bakış acısıdır.  

Eros; Coşkulu aşk, cinsellik içeren ve çoşkuya dayanan sevgi.  

Flia; Arkadaşca sevgi, arkadaşlık la gelişen bir bağdır. İyi olanı gördüğümüz için kurulur. Arkadaşlığa dayanan sevgi bağı.  

Agepe; İlgi ve şevkata dayanan sevgi. Şevkat göstermeyen sevgi, sürekli ilgi sayılmaz düşüncelerin merkezinde paylaşılan duygu, der.   İnsana dair sevgi; insanın kendinde buluşturmak istediği, yaşamına yön vermek istediği içselleştirdiği duyguları; bedenine dair rahatlık hissedecek sevişmenin de güzelliğidir. Yaşamın içinde olmanın umuduyla sevgiye sarılmak bir farkındalıktır.


Erdal Boyoğlu – 10.10.2020

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑